‘Parçalı Yıllar’ adlı sinema filmini izlerken, zihnimde geçmişin karelerinden oluşan bambaşka bir film daha akıp durdu.
Sokak aralarına kadar sızan anarşi, bitmek bilmeyen kuyruklar, düzenli elektrik kesintileri, siyasi istikrarsızlıklar ve televizyon yayınlarının toplumsal yapıyı kökten değiştirmeye başladığı o yıllar…
Anılarımdaki kareler, ‘Parçalı Yıllar’daki sahnelerin çağrışımıyla bugünüme süzüldü.
1975 – 1980 arasında Türkiye’nin maruz kaldığı ABD ambargosu, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birine yol açarak ülkenin dış politika ve savunma sanayi rotasını kökten değiştirdi. Bu dönem Türkiye’nin her alanda hem yokluğu hem de bu yokluktan doğan yeni bir kimliği tecrübe ettiği bir sınav süreci oldu.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından, ABD’nin uyguladığı ambargo, Türkiye için stratejik bir uyanış döneminin başlangıcı oldu. Ambargo başladığında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teçhizat bakımından dışa bağımlılığının % 90’ın üzerinde olması, ülkeyi ‘Kendi göbeğini kesme’ noktasına getirdi. Bu stratejik dar boğazdan çıkış çabaları sonucunda; bugün Türk savunma sanayiinin devleri olan ASELSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN gibi kritik kurumların temelleri, bu zorlu iklimin etkileri sonucunda atıldı.
Askeri kısıtlamaların yanı sıra süreç, dolaylı bir ekonomik kuşatmaya dönüşerek toplumsal hafızada silinmez izler bıraktı. Dış kredi akışının kesilmesiyle yaşanan döviz darboğazı gündelik hayatı felç etti. Tüpgaz, yağ, şeker ve akaryakıt gibi temel ihtiyaç maddeleri karaborsaya düştü. Halkın temel gıdaya ulaşmak için saatlerce beklediği uzun kuyruklar ve sanayi üretimini durma noktasına getiren elektrik kesintileri, dönemin karanlık ekonomik atmosferini simgeleyen unsurlar haline geldi.
Bu çok yönlü krizin en beklenmedik mağdurlarından biri ise Yeşilçam sineması oldu
Teknik ve içerik anlamında hayatta kalma mücadelesi veren sinema sektörü, özellikle negatif film ithalatının durmasıyla büyük bir darbe aldı. Ana tedarikçi olan ABD şirketi Kodak’tan negatif film gelmeyince, yönetmenler kısıtlı stokları koruma adına sahneleri tek seferde çekmek zorunda kaldı.
Filmlerde bazen kadraja giren set çalışanlarının görülme sebebi, yönetmen ve asistanlarının dikkatsizliğinden değil, çekilen film karesini ziyan etmemek adına o sahnenin yeniden çekilememesiydi.
Yeni film bulunamadığı için bayat veya kalitesiz stoklar üzerine yapılan çekimler, 1970’lerin sonundaki filmlerin grenli ve soluk bir görüntüye sahip olmasına neden oldu.
Televizyon yayıncılığının yaygınlaşması, sinema salonlarına olan talebin keskin bir şekilde düşmesine neden oldu. Bu sürece eşlik eden negatif film kısıtlamaları ve artan üretim maliyetleri, sektördeki krizi daha da derinleştirdi. Ayakta kalma mücadelesi veren sinema sektörü, bir çıkış yolu olarak düşük maliyetli ancak yüksek kârlı erotik yapımlara yöneldi. Daha az negatif filmle üretilebilen bu filmler, Yeşilçam’ın sanatsal anlamda en çok eleştirildiği ‘Yozlaşma’ dönemini başlattı. Neticede sinema, yaşadığı bu nitelik kaybıyla birlikte popüler kültürün merkezi olma konumunu yitirdi.
Geçim kaygısı ile kariyer idealleri arasına sıkışan dönemin ünlü oyuncuları, erotik filmlerde rol alsalar da almasalar da ağır bedeller ödedi. Rol alanlar için bu bedel, toplumsal prestij kaybı ve zedelenen öz saygıları oldu; rol almayı reddedenler ise mesleklerinden ve beyaz perdeden uzaklaşmak zorunda kalarak bu krizin faturasını ödedi.
Ambargonun getirdiği yoksulluk halkın ruh halini de değiştirdi. Özellikle; Müslüm Gürses, Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur gibi isimlerin başrol oynadığı ‘Ezilen adam’ ve ‘Karamsarlık’ temalı filmler, dönemin karamsar atmosferinin ürünüydü.
Ekonomik kriz ve buna bağlı olarak oluşan siyasi istikrarsızlık, sinemacıları daha toplumcu ve politik bir çizgiye itti. Bu durum da sinemanın üzerindeki sansür baskısını da artırdı. Pek çok film daha izleyicilerle buluşamadan yasaklandı.
Sinema, izleyicileri salonlara çekecek taze kanı bulmakta zorlandığında krize giriyor. Bu geçmişte olduğu gibi günümüzde de böyle…
Son çeyrek yüzyıla bakacak olursak, “Filmlerinin izleyici sayıları yüksek oyuncular” denince akla; Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Ahmet Kural – Murat Cemcir ve Ata Demirer geliyor. Ki adı geçen oyuncularla Türk filmlerinin izleyici sayıları, seviye üstüne seviye atlamıştı.
Konuyu rakamlarla ele alacak olursak sinemaya olan katkılarının ne ölçüde büyük olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Ahmet Kural – Murat Cemcir, Ata Demirer’in kariyerleri boyunca rol aldığı 52 filmin toplam izleyici sayısı; 132.188.616…
Film başına düşen izleyici sayısı ise 2.542.088… Sözünü ettiğimiz oyunculardan sadece Şahan Gökbakar, pandemiden sonra, 52.215 kişinin izlediği ‘Erdal ile Ece’yi beyazperdeye çıkardı.
Hasan Tolga Pulat’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği ‘Parçalı Yıllar’, ambargonun Türk sinemasına olan etkisini olabildiğince keskin bir şekilde ifade ediyor. Film, 62’nci Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde; ‘En İyi Erkek Oyuncu’ (Yetkin Dikinciler), ‘En İyi Müzik’ (İrsel Çivit) ve ‘Cahide Sonku Ödülü’ (Bilge Şen) kazndı.
‘Parçalı Yıllar’, Türk sinemasının geçmişte yaşadığı krizin bir benzerinin yaşandığını da hatırlatan bir yapım olma özelliğine sahip. Bilindiği üzere sinema sektörü günümüzde de izleyici sayısı açısından büyük bir kriz yaşıyor. Türkiye’de 1970’lerin sonundaki sinema kriziyle günümüzdeki kriz, bağlamları farklı olsa da yapısal olarak benzerlikler taşıyor. O dönemde ‘Salonların boşalması’ üzerinden okunan kriz, günümüzde izleme alışkanlıklarının radikal değişimi üzerinden şekilleniyor.
‘Parçalı Yıllar’ın başrol oyuncusu İlkin Tüfekçi, gerek filmle ilgili gerek emekli milli futbolcu ve teknik direktör olan babası İlyas Tüfekçi’nin sağlık durumu hakkında Habertürk’e açıklamalarda bulundu.
GENEL
11 Mart 2026GENEL
11 Mart 2026GENEL
11 Mart 2026GENEL
11 Mart 2026GENEL
11 Mart 2026GENEL
11 Mart 2026GENEL
11 Mart 2026
1
Bebek Sünneti
78941 kez okundu
3
DİPLOMASİDE STRATEJİK BİR KOORDİNATÖR NASIL OLUNUR
44656 kez okundu
4
Duayen Turizmci Emin Berk Kimdir? Tanınmış Yazar Emin Berk Hayatı ve Biyografisi
34268 kez okundu
5
İnstagram takipçi satın al
27787 kez okundu